Evde Kompost Yapma ve Kullanımı
Balkonumda kompost yapmaya başladığım ilk yıl işi tamamen yanlış kurgulamıştım. Elimdeki tek bilgi "mutfak artıklarını bir kaba doldur, beklet" cümlesiydi. İki hafta sonra o kabı açtığımda çıkan koku, komşumun kapısını çalmasına sebep oldu. O günden bugüne birkaç farklı yöntem denedim, üç kez sıfırdan başladım ve sonunda kokusuz, üstelik saksı toprağımı belirgin şekilde iyileştiren bir düzen kurdum. Aşağıda anlattıklarım kitaptan okuduklarım değil, kendi kovamda gördüklerim.
Kompost aslında bir mikrop mutfağı
Kompostu "çürüyen çöp" olarak düşündüğüm sürece hiç ilerleme kaydetmedim. İşin mantığını, kovanın içinde beslediğim bir mikroorganizma kolonisi olarak görmeye başladığımda her şey yerine oturdu. Bakteriler, mantarlar, daha sonra da solucanlar ve küçük eklembacaklılar bu ortamda sırayla devreye giriyor. Benim tek işim onlara doğru yemeği, doğru nemi ve doğru havayı vermek.
Bu döngü kabaca üç aşamada yürüyor. İlk günlerde hızlı çalışan bakteriler şekerli, yumuşak maddeleri parçalıyor ve kovanın içi ısınıyor. Elimi soktuğumda ılıklığı hissettiğim bu dönem işlerin yolunda gittiğinin en net göstergesi. Ardından ısı düşüyor, mantarlar ve daha yavaş bakteriler daha zor maddelere, mesela lifli sap parçalarına geçiyor. Son aşamada karışım soğuyor, toprak kokusu alıyor ve solucanlar iş görmeye başlıyor. Bu üçüncü dönemi acele ettirmeye çalışmak en büyük hatam olmuştu; olgunlaşmamış kompostu saksıya karıştırdığımda fidelerimin kökleri yandı.
Kokuyu yaratan tek şey oksijen eksikliği
Kompost kokuyorsa hava alamıyor demektir. Havasız kalan ortamda farklı bir bakteri grubu devralıyor ve o keskin, ekşi kokuyu üreten de tam olarak onlar. Ben bunu çözmek için iki şey yaptım: kovanın altına ve yan yüzlerine delik açtım, bir de her besleme sonrası karışımı bir el mala ile alt üst etmeye başladım. Koku problemi bir hafta içinde tamamen kayboldu.
Mutfaktan neyi alıp neyi almadığım
Kompost hazırlama mutfak atıkları konusunda en çok sorulan şey neyin girip neyin girmediği. Kendi listem şöyle netleşti:
- Rahatça attıklarım: sebze ve meyve kabukları, çay posası ve kağıt poşetsiz demlik artığı, kahve telvesi, yumurta kabuğu (ezerek), bayat ekmek kırıntısı, salatalık ve domates sapları, soğan kabukları.
- Az miktarda attıklarım: narenciye kabuğu ve soğan kabuğu — çok olursa ortamı asitleştirip solucanları kaçırıyor.
- Hiç atmadıklarım: et, kemik, balık, süt ürünleri, pişmiş yağlı yemek, evcil hayvan dışkısı, hastalıklı yaprak, tohuma kaçmış yabani ot.
Bir de dengeyi kuran ikinci grup var: kuru malzeme. Sadece mutfak artığı attığımda kova çamura dönüşüyor. Bu yüzden yanımda her zaman bir kutu kuru malzeme tutuyorum — kuru yaprak, karton yumurta viyolü parçaları, gazete kağıdı şeritleri, saman, kahverengi çay bitkisi sapları. Kabaca bir ölçü mutfak artığına iki ölçü kuru malzeme koyduğumda karışım hiç sorun çıkarmıyor. Nem kontrolünü de gözle yapıyorum: elime aldığımda sıkınca birkaç damla su geliyorsa doğru, akıyorsa kuru malzeme ekliyorum, dağılıyorsa bir bardak su serpiyorum.
Balkonda hangi kabı kullanıyorum
Pahalı kompost makinelerine gerek olmadığını kendi deneyimimle gördüm. Şu an 40 litrelik, kapaklı bir plastik kova kullanıyorum. Yan yüzeylere 6 mm'lik matkapla sıra sıra delik açtım, altına da sızan sıvıyı toplayacak geniş bir tepsi koydum. O sıvı bu arada bedava sıvı gübre; on kat suyla seyreltip saksılarıma veriyorum, özellikle domates ve yeşilliklerde etkisini gördüm.
İki kovalı sistem işimi çok kolaylaştırdı. Birinci kovayı doldurup dinlenmeye bırakıyorum, yeni artıkları ikinciye atıyorum. Böylece hiç beklemeden sürekli üretim oluyor. Balkonda yer sorunum olduğu için kovaları üst üste rafa yerleştirdim; küçük alanda verimli bahçe kurmanın mantığı burada da işe yarıyor.
Ne zaman hazır, nasıl kullanıyorum
Kompostumun hazır olduğunu üç işaretten anlıyorum:
- İçine attığım hiçbir malzeme tanınmıyor, homojen koyu kahverengi bir yapı var.
- Kokusu ekşi değil, yağmur sonrası orman toprağı gibi.
- Elime aldığımda ufalanıyor, top olup kalmıyor.
Sıcak aylarda düzenli karıştırırsam bu noktaya iki-üç ayda geliyorum, kışın süre neredeyse iki katına çıkıyor. Emin olamadığım zamanlarda küçük bir saksıya kompost koyup içine tere tohumu atıyorum. Tohumlar sorunsuz çimlenip yeşil kalıyorsa kompost olgunlaşmış demektir; sararıp bükülüyorsa daha bekleyecek.
Kullanım zamanlaması konusunda benim düzenim şöyle: sonbaharda toprağın üstüne 2-3 cm serip kışa bırakıyorum, ilkbaharda ekim öncesi üst 10 cm'e karıştırıyorum. Saksı toprağı hazırlarken hacmin dörtte birinden fazlasını kompost yapmıyorum; daha fazlası suyu tutup kökleri boğuyor. Sezon içinde de gelişen bitkilerin dibine bir avuç serpip sulamak, özellikle çok besin isteyen domates ve biberde işe yarıyor. Aromatik otlarda ise daha cimri davranıyorum, çünkü fazla besin fesleğen ve kekiğin aromasını zayıflatıyor.
Kompost yapmaya başlamak bana sandığımdan çok daha fazlasını öğretti. Bir yandan mutfağımdan çıkan çöp gözle görülür şekilde azaldı, öte yandan satın aldığım torba toprağa olan bağımlılığım neredeyse bitti. En önemlisi, b